Direct method (doğrudan konuşma metodu) başarısı kanıtlanmış bir yabancı dil öğrenme tekniğidir.
Bir çocuğun ana dilini nasıl öğrendiğinden yola çıkılarak geliştirilmiştir.
Basit diyaloglarla doğru telaffuz, söylenileni anlama, cevap verebilme ve gerektiği yerde gerektiği kadar gramer bilgisi esasına dayanır.
Çok yeni bir metot değildir. Grammer-Explanation method (Gramer-Açıklama metodu) öğrencileri konuşmaya ve iletişime hazırlamada yetersiz kaldığından, özellikle son yıllarda çok popüler olmuştur.
Dersler soru-cevap formatında işleniyor.
Sürekli olarak sorular soruluyor.
Öğrencinin yanıtlamasına yardım ediliyor.
Normalden biraz daha hızlı konuşuluyor.
Yavaş konuşulan yöntemle öğrenenler daha sonra normal konuşmaları anlayamıyorlar.
Ayrıca sürekli ve hızlı konuşma Türkçe düşünmeyi engelliyor.
Kısa sürede çok fazla kelime söyleniyor.
Öğrenme de daha kısa sürede gerçekleşiyor.
Cümleler sürekli olarak tekrarlanıyor.
Tekrar öğrenmeyi kolaylaştırıyor ve kalıcı yapıyor.
Sınıfta gramer çalışması yapılmıyor.
Öğrenci not tutmuyor.
Gerekli gramer bilgileri yazılı olarak veriliyor.
Derste tüm öğrenciler aktif oluyor.
Öğretmen “Kim söyleyecek?” diye sormuyor, “Sen söyle!” diyor.
İNGİLİZCE ÖĞRENMEK İSTEYENLERE ALTIN ÖĞÜTLER:
* İngilizce konuşamayan birinin İngilizce bildiğini söylemesi çok komik olurdu. Size konuşma becerisi kazandıracak yöntemleri seçiniz.
* Dil öğrenmede ilk aşama anlama yeteneğinin kazanılmasıdır. Karşınızda konuşan kişi ikinci cümleye geçtiğinde, siz hala birinci cümlenin anlamını çözmeye çalışıyorsanız, onunla iletişim kuramazsınız. Bu sorunu çözebilmeniz için kulak dolgunluğu gerekir. Bunun yolu da o dili yüzlerce saat dinlemekten geçer.
* Kulak dolgunluğunun kazanılması için İngilizce dinleyin ve film izleyin. Bıkmadan usanmadan sürekli olarak dinleyin. Alt yazılı filmleri tercih etmeyin. Yazıları takip etmek işitsel dikkatinizi dağıtabilir. Anlamadığınıza aldırış etmeden aynı filmi tekrar tekrar izleyin. Bir süre sonra dil kalıplarını anlamaya başlayacaksınız.
* Konuşma dil öğrenmenin ikincisi aşamasıdır. Çocuk önce anlar, sonra konuşur. Ama anladığı oranda konuşamaz. Başlangıçta kısa ve hatalı konuşur. Konuşa konuşa konuşması gelişir. Siz de öyle yapın. Sürekli olarak konuşmaya çalışın.
* Sürekli olarak kendinizle İngilizce konuşmaya çalışın. Söylemek istediğiniz şeyleri İngilizce olarak ifade etmeye çalışın. Başkaları ile konuştuklarınızı sonradan İngilizce olarak söylemeye çalışın. Arkadaşınıza "Kalemini alabilir miyim?" demişseniz, bunu İngilizce nasıl söyleyebilirdim diye düşünün.
* Konuşurken grameri düşünmeyin. Gramer düşünmek konuşmanızı frenler. Kendinizi sürekli olarak hızlı konuşmaya zorlayın. Yaptığınız yanlışlara aldırış etmeyin.
* Başlangıçta uzun cümleler kurmaya çalışmayın. Kısa, basit cümlelerle işe başlayın.
* Türkçe bir ifadeyi İngilizce olarak söylemeye çalışırken, her kelimenin tek tek İngilizce karşılığını bulmaya çalışmayın. Söylemek istediğiniz şeyi bildiğiniz İngilizce kelimelerle ifade etmeye çalışın.
* Çevrenizdeki tüm varlıkların İngilizce adlarını öğrenmeye çalışın.
* Okunuş yazılıştan çok daha önemlidir. Telaffuzunu iyi bilmediğiniz bir kelimeyi okumaya çalışmayın ve söylemeyin. Eğer yanlış söylemeye alışırsanız daha sonra düzeltmeniz çok zor olacaktır.
* Sözcüklerde hangi hecelere vurgu yapıldığını iyi öğrenin. Bu İngilizce’de çok önemlidir.
* Cümleleri bakmadan sesli olarak söylemeye çalışın. Doğru söyleyinceye kadar defalarca tekrarlayın.
* Arkadaşlarınızla diyaloglar okuyun; anlamanıza ve konuşmanıza çok yardımcı olacaktır.
* Hata yapmaktan korkmayın. Hata öğrenme sürecinin doğal sonucudur. Hata yapmaktan korkarsanız konuşamazsınız.
* Asla pes etmeyin ve şunu hiç aklınızdan çıkarmayın: Türkçe konuşabilen herkes İngilizce de konuşabilir!